Haberler
Risklerden Dirençliliğe: Su Sistemlerine Bağlı Afetler İçin Ortak Akıl ve Çözüm Arayışı Çalıştayı
30 MAYIS 2026 / ANKARA
30 Nisan 2026 tarihinde, Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı (TTGV), Afetle Mücadele Vakfı (TAM Vakfı) ve İTÜ Arı Teknokent iş birliğiyle düzenlenen“ Risklerden Dirençliliğe: Su, İklim ve Afet Teknolojileri Çalıştayı”, su sistemlerine bağlı afet risklerinin bütüncül bir yaklaşımla ele alındığı önemli bir platform olarak başarıyla gerçekleştirildi. Toplam 66 üst düzey katılımcının yer aldığı çalıştay; kamu, özel sektör, üniversite, sivil toplum ve uluslararası kuruluşları bir araya getirerek, çok paydaşlı ve kapsayıcı bir tartışma zemini sundu.
Su Sistemleri Afet Risklerinin Merkezinde
Çalıştayda yapılan değerlendirmeler, iklim değişikliğinin etkilerinin giderek daha fazlasu sistemleri üzerinden ortaya çıktığınınet bir şekilde ortaya koydu. Kuraklık, sel, su kıtlığı ve su kalitesindeki bozulma gibi risklerin artık tekil değil,birbirini tetikleyen zincirleme afetleredönüştüğü vurgulandı. Küresel ölçekte 2,1 milyar insanın güvenli içme suyuna erişemediği ve su stresinin hızla arttığı bir ortamda, su kaynakları üzerindeki baskının tarımsal üretimi, gıda güvenliğini ve sağlık sistemlerini doğrudan etkilediği ifade edildi.
Üç Temel Başlıkta Kapsamlı Değerlendirme
Çalıştay kapsamında üç ana tematik başlık altında derinlemesine tartışmalar gerçekleştirildi:
1. Su Sisteminde Kritik Risklerin Belirlenmesi
İlk oturumda; kuraklık, taşkınlar, su kalitesinin bozulması, altyapı yetersizlikleri ve veri eksiklikleri gibi temel kırılganlık alanları ele alındı. Türkiye’de suyun büyük ölçüde tarımda kullanılması ve bu kullanımın verimsizliği, sistem üzerindeki baskıyı artıran kritik bir unsur olarak öne çıktı.
2. Teknoloji Çözümleri ve Önceliklendirme
İkinci oturumda, bu risklerin azaltılmasına yönelik teknoloji çözümleri değerlendirildi. Sensörler, uydu sistemleri ve uzaktan algılama ile veri toplama; yapay zekâ ve modelleme ile tahmin; akıllı sulama ve altyapı çözümleri ile müdahale; veri platformları ile yönetim gibi alanlar öncelikli çözüm kategorileri olarak belirlendi. Yapay zekâ, IoT ve veri odaklı teknolojilerin yüksek etki potansiyeline sahip olduğu vurgulandı.
3. Politika ve Yönetişim Çerçevesi
Üçüncü oturumda ise teknoloji çözümlerinin hayata geçirilebilmesi için gerekli yönetişim ve politika mekanizmaları ele alındı. Kurumlar arası koordinasyon eksikliği, veri paylaşımındaki sınırlılıklar ve politika uyumsuzlukları temel engeller olarak tanımlanırken; su yönetimi ile tarım ve sağlık politikalarının entegrasyonu, açık veri altyapıları ve çok paydaşlı iş birliği modellerinin geliştirilmesi gerektiği vurgulandı.
Riskten Dirençliliğe Geçiş:
Ortak Sonuç
Çalıştayın en önemli çıktısı, su, iklim ve afet risklerinin ayrı ayrı değil, entegre bir sistem yaklaşımıyla ele alınması gerektiği yönünde oluşan güçlü görüş birliği oldu. Katılımcılar, mevcut müdahale odaklı yaklaşımların yetersiz kaldığını, bunun yerinerisk önleme ve dirençlilik odaklı modele geçilmesi gerektiğini ifade etti. Bu kapsamda; veri temelli karar destek sistemleri, erken uyarı mekanizmaları, su verimliliği teknolojileri ve yenilikçi finansman modellerinin öncelikli alanlar olduğu değerlendirildi.
COP31 Sürecine Katkı
Çalıştayda ortaya konan bulguların ve geliştirilen önerilerin, Türkiye’nin COP31 hazırlık sürecine katkı sağlayacak stratejik bir temel oluşturduğu ifade edildi. Su sistemlerine bağlı afet risklerinin yönetimi, iklim uyum politikalarının merkezine yerleştirilmesi gereken kritik bir alan olarak öne çıktı.
Teşekkür
Bu önemli çalıştayın gerçekleştirilmesine katkı sağlayan başta Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı (TTGV) ve İTÜ Arı Teknokent olmak üzere tüm paydaşlara; çalıştaya “keynote speaker” olarak değer katan FAO Türkiye Temsilci Yardımcısı
Dr. Ayşegül Selışık’a ve katkılarıyla süreci zenginleştiren tüm katılımcılara teşekkür ederiz.
Su sistemlerini anlamadan afetleri yönetmek mümkün değil.
Dirençli bir gelecek için çözüm,su sistemlerinden başlıyor.
Copyright © 2025
TAM VAKFI. Tüm hakları saklıdır